Bu yıl ölenler Tarihte Bugün Raytingler Ay evresi Seninle Aynı Burçta Tarihte Bugün Başbakanlar
GEÇEN SENE ÖLENLER Tarihte Bugün Gazeteleri Tarihte Bugün Mail Kutunda

Tarihi Duello AKP CHP

~ 25 Eylül 2008
Tarihi Duello AKP CHP


Tarihte Bugün Paylaş

25 Eylül 2008 - Tarihi Duello AKP CHP

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, 50 televizyon kamerasının önünde canlı yayında birbirilerine yönelttikleri suçlamaları ispatlamaya çalıştı.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, 50 televizyon kamerasının önünde canlı yayında birbirilerine yönelttikleri suçlamaları ispatlamaya çalıştı.

( 11 sene olmuş )   tarihtebugun.org

 
Tarihte Bugün Cumhurbaşkanı     Tarihte Bugün Başbakanlar

Uğur Dündar'ın yönettiği büyük düello Meclis'te 14.30'da başladı.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat ile CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, 50 televizyon kamerasının önünde canlı yayında birbirilerine yönelttikleri suçlamaları ispatlamaya çalışıyor.

DÜNDAR: 7'ŞER DAKİKA VERECEĞİM

Toplantı öncesi Uğur Dündar kameraların önüne çıkarak tartışmanın nasıl yapılacağını anlattı. Dündar ilk sözü Kılıçdaroğlu'na vereceğini ve iddiasını anlatmasını isteyeceğini daha sonra mikrofonu Fırat'a bırakacağını söyledi. Dündar sözlerini şöyle sürdürdü:
"5 ve 7 dakikalık konuşma süreleri düşünüyorum. Ancak belgelerin açıklanması için yeterli zamanı vermek gerek. Bu bir basın toplantısı olmadığı için soru soramayacaksınız.
Ben medeni bir üslubun olacağına inanıyorum."

VEKİLLERE 'DIŞARI ÇIKIN' RİCASI KARŞILIKSIZ KALDI

Açıklamanın ardından Kılıçdaroğlu, Dündar'ın yanında yerlerini aldı. Bu sırada AKP'li bir milletvekili bazı arkadaşlarının salonda yer kalmadığı için içeri giremediğini söyledi. Dündar ise bu konuda yetkili olmadığını ve kendisinin elinden bir şey gelmediğini söyledi.

Bir süre sonra Dündar, milletvekillerinin salonu terk etmesini rica etti. Ancak kimse salondan ayrılmadı.

Saat 14.30'da Fırat salona geldi ve tarihi oturum başladı.

MÜFTERİYİM MÜFTERİYİM MÜFTERİYİM DESİN
Fırat ise Kılıçdaroğlu'na şöyle yanıt vermişti:
"Benimle ilgili iddia ettiği konularda kesin delil sunmasına gerek yok dedim. Şüphe uyandıracak bir ön delil sunar ise, söz veriyorum derhal milletvekilliğine orda istifamı yazıp TBMM’ye göndereceğim dedim. Ama bu olmadığı takdirde ve ben bunun aksini ispatladım takdirde sayın Kılıçdaroğlu’nun milletvekilliğinden istifa edecek bir karaktere sahip olmadığını bildiğim için böyle bir talepte bulunmayacağımı, ancak televizyonda 'Ben müfteriyim, müfteriyim, müfteriyim' (Müfteri: İftiracı) demesini istedim."


İDDİALARIN NETLEŞMESİNİ BEKLİYORUZ

Söze ilk olarak Dündar başladı ve şöyle konuştu:

"Son günlerde AKP’li Fırat ile CHP’li Kılıçdaroğlu arasında çok ağır iddialar hatta ithamlara varan tartışmalar yaşandı. Her iki deneyimli ve değerli siyasetçinin bu tartışma boyunca kullanacakları üslup gerçekten kendilerine pek yakıştıramadığımız bir üsluptu. Yüce Meclis’in çatısı altında belki de medya tarihimizde ilk kez gerçekleştirdiğimiz açık oturumun amacı iddiaların netleşmesi için yapıyoruz. Ben tartışma boyunca her iki siyasetçinin siyasi etik sınırlarını zorlamayacaklarını ve kırıcı olmayan bir üslup kullanmaya özen göstereceklerine inanıyorum."

BİRİLERİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRARSA ŞİMDİ ÖZÜR DİLERİM

Dündar daha sonra sözü Fırat'a bıraktı. Fırat şunları söyledi:

"Böyle bir imkan verildiği için sayın Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyorum. Sizin de bunu kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Halkımız bu tartışmaya kilitlenmiş vaziyette. Birileri şunu bekleyebilir çok sert bir tartışma olacak. Biz düello yapmıyoruz. Biz siyasetçiyiz. Belli bir adap içerisinde konuşuruz. O bakımdan birileri belki hayal kırıklığına uğrarsa özür dilerim."

TÜYÜ BİTMEMİŞ YETİMİN HAKKINI ARAYACAĞIZ

Dündar daha sonra sözü Kılıçdaroğlu'na bıraktı:

"Ben de size ve sayın Fırat’ta teşekkür ediyorum. Bu bir düello toplantısı değil. Siyasette ahlakı egemen kılma toplantısı olacaktır. Sokaktaki vatandaşın sorularını rahat sorduğu bir toplantı olacak. Bu toplantıda siyasette yalanın uzun ömürlü olmayacağını göreceğiz.
Tüyü bitmemiş yetimin hakkının nasıl arandığını göreceğiz."

Dündar ilk sözü Kılıçdaroğlu'na verdi. Kılıçdaroğlu da iddialarını anlatmaya başladı:

BEN HEP BELGELERLE KONUŞTUM

"İlk iddiam Sayın Fırat sizin iftira attığınızı Başbakan’ın imzasıyla kanıtlarsam ne yaparsınız ? İlk iddiam buydu.
Yaşamım boyunca hiç kimseye iftira atmadım. İftira sözcüğü benim kitabımda yoktur. Söylediğim her şey belgeye bağlıdır. Mutlaka o belgenin orjinalini alırım. Hepiniz hatırlarsınız dişli olayını gündeme getirdiğimde iftira atıyor dediler. Deniz Feneri olayını iftira atılıyor deniyor, olay dalga dalga yayılıyor. Mehmet Gürhan ile Zekeriya Karaman ile olan ilişkiyi ortaya koydum. Dolayısıyla söylediğim her şeyin belgesi vardır. İftira atmadım öyle bir alışkanlığımda yoktur."

UKRAYNA'DAN ŞİRKET FATURALARI SAHTE UYARISI

"Bu belge bir ihbar dilekçesi. Dilekçenin altında Fırat’ın ismi yazıyor.
Adı geçen kontrolor, servet beyanı karşılaştırıldığında izah edilemeyecek haksız bir varlığa sahip olduğu, mal varlığı akrabalarının üzerine geçirdiği görülecektir deniyor.
Fırat sıradan bir milletvekili değildir. AKP’nin ikinci adamıdır.

Bu dilekçe Ukrayna hükümetinin Türkiye Cumhuriyet Gümrük İdaresi’ne yazı yazıyor. Burada MENAS faturalarının sahte olabileceğini yazıyor.

KONTROLÖRÜ ŞİKAYET ETTİ

Bu olaydan sonra sayın Fırat gümrük kontrolorünü şikayet ediyor. Başbakan Erdoğan onay veriyor. Evet inceleyin diyor.
İnceleniyor. Kendisi kardeşleri küçük çocukları da dahil onlar, bu kontrolor arkadaşın 7 sülalesi inceleniyor. Sonunda iki müfettişin vardığı sonuç şu.
Yapılacak işlem bulunmadığı, soruşturma yapılmasına gerek olmadığı kanısına varılmadığı diyor, Başbakan’da onaylıyor."

"Ben şunu sormak isterim. Muhbir ben değilim şikayetçi ben değilim. Ama olayın çıkmasını isteyen sayın Fırat. Ortaya çıkan belge, bu kontrolor arkadaşın, başbakanlık müfettişleri tarafından aklanmış olması.

KONTROLÖR BERAAT ETTİ

Bu arkadaşımızı görevini kötüye kullanmaktan ötürü mahkeme verdi Fırat. Kararın bir bölümünü okuyorum
“Düzenlemiş olduğu raporla Dengir Mir’i hedef alarak, iddiaların dosyadaki bütün iddialar birlikte değerlendirdiğinde, somut hiçbir delilin kesin olmadığından, beraatına karar verilmiştir”

Size sormak isterim. Kim müfteridir kim müfteri değildir. Benim söylediklerim doğru çıktı. Sadece bir olayda farklı çıktı.

Fırat katıldığı kanalda konuşurken, bir sanatçının açtığı davayla ilgili bu dava duruyor dedi, ancak mahkeme çoktan bitti. Arkasından malvarlığı ile ilgili bir olay oldu oda düzeltildi. "

Kılıçdaroğlu'nun ardından Uğur Dündar iddialara cevap vermesi için Fırat'a söz verdi:

MUHBİR DEĞİL MÜFTERİ DEDİM

Bir şeyi düzeltmem lazım. Ben hiçbir zaman muhbir demedim. Ben müfteri değil. Muhbir ihbar edendir, müfteri iftira atandır. İkincisi Kılıçdaroğlu bir iddia da bulundu. Hayali ihracat.
Bir şirketin eroin kaçakçısı olduğunu söyledi. İlk önce bunlar söylenmişti.

Ben siyasetçi olmanın dışında, her vatandaş gibi T.C vatandaşıyım ve anayasanın bana verdiği yetkileri kullanma hakkına sahibim.

KONTROLÖR CHP'DEN İKİ KEZ MİLLETVEKİLİ ADAYI OLDU

Ben Kılıçdaroğlu’na sormak istiyorum . Bu tahkikatı yürüten kişi kendi partisinin Diyarbakır Aday adayı mıydı ? 2007 seçimleri yine aynı kişi yine Diyarbakır CHP aday adayı mıydı?

Benim hakkımda olan bir iddia haksız olan bir iddia da şikayet hakkımı kullandım. Belgelerin devamını okumuyor. Ne diyor bu belge:

Mal beyanı yönünden bir suç oluşmadı fakat haksız yere beni suçladığından dolayı mahkemeye sevkine karar verilmesi gerektiğini söylüyor. Demek ki ben şikayet hakkımı kullanıyorum, bir tahkikat yapılıyor, benim söylediklerimden birisi uygun bulunmuyor diğeri uygun bulunuyor mahkemeye sevk ediliyor.

MAHKEME BİR BAŞVURUYU KABUL ETTİ DİĞERİNİ KABUL ETTİ

Ama adı geçen şahıs bu sefer kendisi eşi ve çocuğuyla beraber mahkeme başvuruyor.
Sayın Fırat yaptığı konuşmalarda ve ihbarlarda bizim şahsiyetimizi zedelemiştir.
Ankara 26. Asliye Hukuk mahkemesi, dava manevi tazminat.

Anayasal hak arama özgürlüğü tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Kişi istediği şartta, sırf başkasına zarar vermek için bu hakkı kullanamaz.
Bu hakkın korunabilmesi için şikayet edenin şikayet edenin cezalandırması yeteri kanıtların olması zorunlu değildir. Şikayet hakkı, şikayeti haklı gösterecek bazı olguların olması yeterlidir. Sonuç reddine karar veriyor.

HAYALİ İHRACATI BELGEYLE İSPAT ETSİN

Ben hayali ihracatla itham ediliyorum. Hangi belgeye dayanarak bu ithamda bulunuyor. İddia edeni önce bir dinleyelim, ispat etsin. Bunu ispat edilirse, istifa mektubumu size sunacağım.

Fırat'ın açıklamalarının ardından Kılıçdaroğlu, iddialarını anlatmak üzere söz aldı:

EVET KONTROLÖR CHP'DEN ADAYDI

Aday adayı olduğu doğrudur. Halka yalan söylemeyiz. Eğer Başbakanlık Teftiş Kurulu bir yazı üzerine mir müfettişin bir kontrolörün yedi sülalesini inceleyip mal varlığı ile ilgili bir şey bulamıyor.

Kim bu mal varlığından bir şey çıkmadı diyor Başbakan söylüyor.
Tazminat davalarında yansıma olmaz. Bu hukukun genel kuralıdır.

HAKSIZ İŞLEMLE KARŞI KARŞIYAYIZ

İddiam şuydu: AKP’li Fırat’ın ortağı olduğu MENAS şirketi hayali ihracat yaptı mı dedim. Fırat Hayır böyle bir şey yok dedi.

MENAS Mersin’de kurulu. İhracat yapıyor. Bunun içinde KDV iadesi, yada merkez bankasından teşvik alıyor. Bir olay oluyor ihracat yapılıyor fakat ihracattan sonra beklenen dövizler Türkiye’ye gelmiyor. Olaya bir arkadaş Hazine Kontrolörü Orhan Tur olayı soruşturuyor. Düzenlediği rapor sonucunda diyor ki:

İhracat yapılmış gibi gösteriliyor. Döviz gelmiyor. Dövizi içerden topluyorlar. Mersin’de toplanan hesaba yatırıyorlar. Böyle olduğu için merkez bankası’na götürüyorlar ve teşviki alıyorlar.

Bu iş MENAS yönetim kurulu başkanı’na soruluyor. Biz bu konuda Merkez Bankasını mahkemeye verdik. Haksız bir işlemle karşı karşıyayız ve bu parayı alacağız diyor.

Dava açılıyor. Mersin İdare Mahkemesi’nde. Sonucunda son paragrafta “İhracata ödenen parasal ihracat teşviklerine dair, gerçekte ihracat işlemi yapmadan para transferleriyle,

Firma karara itiraz ediyor.

DANIŞTAY DA KARARI ONAYLIYOR

MENAS A.Ş davalı idarenin eksik ve yanlış soruşturmasının birleşmesi sonucu deyimi yerindeyse hayali ihracat yapan bir ticari kişilik haline getirilmiştir diyor. İtiraz ediyor. İtiraz Danıştay’a gidiyor. İstemin özeti aynen şöyle:

İhracata ödenen parasal teşviklerden olan primin, gerçekte ihracat yapmadan para transferleriyle, haksız kazanç elde ettikleri ortaya çıkıyor.

Gecikme faiziyle birlikte geri istenilmesine karar veriliyor.

Karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçe de ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelik görülmeden onanmasına karar verilmiştir diyor.

Bunlar yapıldığı dönemde Sayın Fırat yönetim Kurulu başkanvekiliydi.

Kılıçdaroğlu'nun suçlamalarının ardından söz Fırat'a verildi:

KILIÇDAROĞLU KARARLARI EKSİK OKUYOR

Biraz önce bu elemanın CHP ile bir organik bağı olduğu ortaya çıktı. İki seçimde milletvekili aday adayı. Ama o müfettişin yani raporunu okuyorum, Kılıçdaroğlu nedense noksan okuyor.

Bu soruşturma raporu devletin bütün kademelerine gidiyor. Mersin Cumhuriyet Savcısına gidiyor.

Başsavcılık, 22.03.2007 tarihinde bunu inceliyor ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veriyor. Hüküm kısmını bir okuyalım.

MAHKEMENİN KESİN KARARI 'KOVUŞTURMAYA GEREK YOK'

Yukarıda açıklanan nedenlerle, yapılan itirazın reddine, kararın tebliğine, itiraz masraflarının itiraz edenden alınmasına diye bir karar çıkıyor. Bu Tarsus Ağır ceza Mahkemesi’nin Gümrük İdaresi avukatının, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına itirazdır.

Şimdi peki. Türk yargısına inanıyorlar mı inanmıyorlar mı? Bunu söylemek zorunda. İnanmıyorsa söyleyecek bir şey yok. Ama her vatandaş gibi neden sen bunu şikayet ettin diyor. CHP ile organik bağı olduğu bilseydim, sizin hatırınız için vazgeçerdim. Ben bu karar, ayrıca Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını sundum. Basın mensupları içinde dosyaları koydum.

Siyaset yapıyoruz. Siyaset dürüstlük sanatıdır aslında. Delillere dayanmadan bir kişiye ki ben o şirketin yönetim kurulu üyesi falan değilim. Ben 1999’da yönetim kurulundan çekilmişimdir.

BİZİM TOSUN MÜFETTİŞ KILIÇDARDOĞLU'NU YANILTTI

Ben o tarihte yönetim kurulu üyesiysem bunu kabul edeceğim. O tarihte sadece ben bir anonim şirketinin ortağıyım.

Bu kararda da çok açık olarak yer almıştı. Herhalde ben bunu size göndermiştim.

Bu kadar ciddi bir işlem yaparken bir araştırma yapmadan acaba şu bizim tosun, bizim yakınımız olan müfettiş bunu düzenledi bunun sonucu ne oldu? Bunun mutlaka bir sonucu olacak.

Bu konudaki hükmün ne olduğunu isteseydi. Bu belgeler eline geçerdi ve eminim ki sayın Kılıçdaroğlu bunları iddia etmezdi. Buna eminim.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu belgeyle beni suçlamasını haksızlık olarak görüyorum. Ben hiç bir şey mahkeme kararı olmadan iddia etmeyeceğim dedim.

Mahkeme kararı var, savcılık kararı var. Bir suretini keşke benden isteseydi. Bu Mersin Cumhuriyet Savcılığı’nca yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar burada, Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu karar da burada.

Dolayısıyla bu iddia asılsızdır çirkindir. O bakımdan ben inanıyorumki bu dosyayı inceleme imkanını bulduktan sonra, benden bir özür dilemesini beklerdim.

Kılıçdardoğlu Fırat'tan sonra tekrar söz aldı:

BEN ELMADAN O ARMUTTAN BAHSEDİYOR

Birimiz elmadan bahsederken birimiz armuttan bahsediyoruz. Ben daha önce açıkladığı rapordan hiç söz etmedim. O rapor gitmiş zaten. Yargı kararlarına sonuna kadar saygılıyım. O giden dosya

Savcılık takipsizlik kararı vermiştir doğrudur. Ama hangi gerekçeyle dosya zaman aşımına uğradığı için.

İki tane bürokrat onu zaman aşımına uğratırsa, geriye dönüp o dosyayı zaman aşımına uğratan bürokrattan hesap sormazmısınız? Peki ne oluyor zaman aşımına uğratanlar terfi ettiriyorlar. Benim sözümü ettiğim, o müfettişin yazdığı raporla ilgisi yok.

RAPORU AÇIKLASIN

Fırat’tan istirham ediyorum.
Orhan Tuğrul’un düzenlediği bu raporu lütfen gazetecilere dağıtın. Ben size Danıştay’ın kararını okuyorum. Ben kesinleşmiş kararları okuyorum. Savcılığa gönderilip zaman aşımına uğratılan dosyadan bahsediyorum. Buraya girmek istedim. Bu başka bir rapor değil.

Fırat Kılıçdaroğlu'nun iddialarına cevap veriyor

HAYALİ İHRACATIN ORTAĞI VE BAŞKAN YARDIMCISI

Müfettiş İngiltere’ye soruyor. Bu mallar oraya geldi mi diye.

İngiltere gümrük memurları gidiyorlar firmaya bakıyorlar. Firmanın hakkında incelemenin yapıldığı maalesef bu şirketin var olduğuna dair bir izin olmadığı, söz konusu faturalarının kontrollerinin yapılmasının mümkün olmadığını söylüyorlar.

Soruşturma yapan gümrük müfettişine söylüyor. Kim bu müfettiş Ali Ortarolan.

1998’de olan bir olay bu. Bu rapordaki bilgi doğru mudur diye baktım.

98 ve öncesinde yapılan hayali ihracatlar var. En büyük ortağı ve başkan yardımcısı.

UKRAYNA'DAN İNGİLTERE'YE NASIL GEÇTİK

Ben çok üzgünüm.
Bu raporda ne diyordu Ukrayna, şimdi nerdeyiz İngiltere. Danıştay kararları diyor. Evet Danıştay 10. dairesi 1994’te yapılan ihracattan bahsediyor. Bu ihracat ne zaman 2003 tarihinde. Peki 2003 tarihinde yapılan bir ihracatı Danıştay nasıl görüp karar bağlamış. Bu kararla mahkemenin karar tarihi de birbirini tutmuyor. Bunu da basın mensuplarına dağıtalım.

Bana yöneltilen suç ayrı şimdi söylenen şeyler ayrı.
Zaman aşımı meselesi çok ayıp. Çünkü burada hemen okuyabilirdim. Sakat sayın Dündar okumayalım dedi.

Şüphelilerden Dengir Mir Mehmet Fırat’ın suç tarihi itıbarı ile yönetimde olmaması deniyor.
Peki burada zaman aşımından bu davanın düştüğüne dair tek ibare var mı ? Bu belgenin aynısını kendilerine sundum. Hayali şeylerle, bir yandan şunu diyeceksiniz başka karar göstereceksiniz. Sonra kalkıp zaman aşımından dolayı dava kapatılmıştır diyorsunuz. Lütfen insanlarımız aldatmayalım. En azından bir özür diler kalkar gidersiniz.

DANIŞTAY KARARI İLE SORUŞTURMAYA GEREK OLMADIĞI BELİRTİLİYOR

Sahte belge göstermeyin yalan beyanda bulunmayın. Ancak burada bir zaman aşımı yok. Cumhuriyet savcılığı soruşturmaya yer olmadığına dair karar veriyor. Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi de karar veriyor.

Ben bu konuda takdiri sizlere bırakıyorum. Ama sakın ola bundan sonra bana lütfen evrak sallanmasın. Biraz sonra sayın Kılıçdaroğlu’nun göstermiş olduğu Danıştay kararını lütfen inceleyin. İkisinin arasında bir ilişki varsa haklıdır ama ilişki yoksa bir daha inanmayın.

Daha sonra iki milletvekili arasında şöyle bir diyalog yaşandı:

KILIÇDAROĞLU: Sizin elinizdeki raporun tarih ne numarası nedir?

AKP’Lİ FIRAT: Sayı 21-206/7. 06,12,2006. sizin söylediğiniz itham ettiğini hayali ihracat Ukrayna ile ilgiliydi. Başka bir dosya var ise onu da söyleyin. Ama sakın ola bu dosyayla ilgili gösterip başka bir belge sunmayın.

Kılıçdaroğlu ise sözlerine şöyle devam etti:

BEN ESKİ HESAP UZMANIYIM

Benim hayali ihracat dolayısıyla tespit ettiğim rapordur. Bu rapor gizleniyor. O rapora özellikle bakın. Hayali ihracat burada. İddiam, Mehmet Mir Dengir Fırat’ın en büyük ortağı olduğu MENAS şirketi hayali ihracat yaptı mı yapmadı mı?

Buyurun rapor, hayali ihracat yaptı diyor. Size belgeleri de verdim. Ben hiçbir toplantı da Ukrayna’ya yapılan ihracat demedim. Hayali ihracat oldu mu?

Ben eski hesap uzmanıyım. Uzun yıllar bu işlerde çalıştım. Raporlar düzenledim. Raporda, hayali ihracat yapıldığı, teşvik aldığı belirtiliyor.

Üçüncü raporu ben bilmiyorum. Ama onu da verirse bakarız orada ne var. Ancak orda mahkeme kararı var saygımız var. Ben yargının kesinleştirdiği hayali ihracatın bilgiyi ismini, tarihini, mahkeme kararı, MENAS’ın itirazını, buna dair Danıştayın kararını açıkladım

Fırat, Kılıçdaroğlu'nun iddialarına şöyle yanıt verdi:

ÇOLAK'LA NE KONUŞTU

Ben Kılıçdaroğlu ile ilgili her şeyi biliyorum. Biraz önce, ilk sorusunda. Hani Başbakan’ın imzasıyla yalanlayacaktı ya. Kimdi o? Bayram Çolak adında bir arkadaştı. Peki onun bu raporu düzenlediğini bilmiyor ise, bu dosya üzerine konuşmadığına yemin ederse ben inanıyorum. Ancak dağıtılacak rapora dikkat etmenizi istiyorum. Bu raporların birbiri ile ilgisi var mı yok mu?

Bayram Çolak’ın benim hakkımda düzenlemiş olduğu raporu biliyor mu bilmiyor mu? Bilmiyorsa neden bu kadar çok ilgilendi?

Fırat'ın ardından Kılıçdaroğlu uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili iddialarını dile getirdi:

MENAS'A AİT TIR UYUŞTURUCU İLE YAKALANDI MI

Ben yine 24 Ekim 200 tarihli raporu haine müsteşarlığından alınıp basın mensuplarına dağıtılacağına dair söz ediyorum. Bu raporu getireceğine söz versin.

Benim buradaki ikinci iddiam şuydu: Fırat’ın en büyük ortağı olduğu MENAS A.Ş’nin ürünlerini götüren TIR’da eroin yakalandı mı yakalanmadı mı? Başbakan’dan da rica ettim bunu sorarmısınız diye.

27 Şubat 2008’de yakalandı tarih kesin. Bu olay Vatan gazetesi’nde yayımlandı. Ne zaman 10 Mayıs 2008’de. Ben bu haberi okudum. Sayın Fırat’ın da açıklamaları vardı ayrıldığını söylüyordu. Ayrıldıktan sonra çıkar çıkmaz bizim sorunumuz değil.

FIRAT'IN BELGEDE İMZASI VAR

Fakat bir belge elime geçti. Gümrükler Genel Müdürlüğü’ne yazılmış bir belge. Belgenin altında

Az önce sayın Fırat’ın söylediği, beraat ettiğini söylediği,

İdaremizden, engelleyici her işlemin durdurularak sonucunda yazılı olarak tarafıma bilgi verilmesini.

Bizim ürünlerimiz sınırdan geçerken aramayın. Biz beraat ettik. Bize engelleyici işlem yapmayın diyor.

Yazının altında Abdulkadir Gürbüz’den sonra, Fırat geliyor, MENAS geliyor vekili olarakta arkadaş imzalıyor.

Ben iktidardaki bir partinin genel başkan yardımcısı isem, benim adımı bir yazıya kim hangi gerekçeyle koyabilir ? Bunu alan memur diyecek, bir dakika diyecek, bu iktidardaki partinin çok önemli adamı diyecek.

Bu yazı sadece MENAS olsaydı bir sorun yoktur. Sayın Fırat burada siyasi nüfusunu kullanmıştır.

Sayın Fırat ben 01,07,2007’de ayrıldım diyor. Ayrılma yazısı burada. Bir daktiloya yazılmış. Hisselerimi satacağım ayrıldım diyor. Sonra ne oluyor.

Yönetim kurulu toplanıyor. 01,07,2007’de ayrılmıştır diye karar alıyorlar.

8 ay sonra. 10 Mayıs’ta. Soruyor gazeteci arkadaş. Ben oradan ayrıldım diyor. 8 ay sonra 9 Mayıs’ta notere gidilip, ben şu tarihte ayrıldım deniyor.

Ayrıldığınız neden 8 ay sonra notere gider ? Siz tereddüt etmez misiniz ? Sonra ne oluyor. Ticaret sicil gazetesini de bulduk. Hisselerini devredildi. Ne zaman 4 Haziran 2008. 1 Eylül 2007 – 4 Haziran 2008.

UYUŞTURUCU BARONLARININ YAKALANDIĞINI GÖRDÜNÜZ MÜ?

Ben o firmadan ayrıldım diyor. Bu iki belgenin eğer ayrıldıysanız niye 8 ay bekliyorsunuz da uyuşturucu olayından sonra notere götürüyorsunuz ?

Ve diyor ki sayın Fırat, bu işin suçluları bulundu, şoför itiraz etti hapistedir.

Siz bugüne kadar uyuşturucu baronlarını yakalandığını Türkiye Cumhuriyeti’nde duydunuz mu?

Van’da, bir baronun karakol basıp polisin burnunu altın kabzalı silahıyla krııldığını duydunuz mu?

Şoför ne yapsın. Suçu al üstüne, çocuklarına bakarız deniyor. Sen bunları uyduruyor musunuz diyeceksiniz.

TBMM uyuşturucu komisyonu raporu:

Jandarma narkotikten davet edilen birinin beyanı soruyorlar neden yakalayamıyorsunuz diye. Diyor ki “Bizim yakalayabildiklerimiz sadece kuryeler pazarlamacılar taşıyıcılar. Onların üzerindekilerle ilgili delil ve veri elde edemiyorsunuz. Geri plandan bu işi yönetiyorlar.

FİRMAYI KIRMIZI HATTAN ÇIKARIN İSTEĞİNDE BULUNDU

Gümrükte bir deyim var. Sarı hat yeşil hat kırmızı hat.

Yeşil hattaki firmalar hiç aranmazlar. Sarı hattaki firmaların evrakları incelenir. Kırmızı hattaki firmaların ise tamamı aranır. Didik didik edilir.

MENAS kırmızı hatta olan bir firma. Kırmızı hattan çıkarın diyen bir belgede sayın Fırat’ın adı var. Peki bunun için neden sayın Fırat’ın ismi yazılır. Benim itiraz ettiğim konu bu. Bu ciddi bir baskı anlamına gelir.

Sayın Fırat’ın söylediği açıklamalar vardı. Kılıçdaroğlu’nun iddialarını ispat etmesine lüzum yok şüphe uyandıracak deliller ortaya koyarsa, milletvekilliğinden istifa edeceğim. Ancak bu olmazsa, ben müfteriyim desin dedi.

Benim söylediklerimin tamamı belgeye dayanıyor. Asla belgesiz yok. Eroin yakalandı mı yakalandı, yazı var mı yazı var. 8 aydan sonra notere götürdü. Sizin aklınıza kuşku gelmezmi?

Kılıçdaroğlu'nun ardından Fırat iddialara yanıt verdi:

VATAN GAZETESİ İSTEDİĞİ İÇİN NOTER'E TASTİK ETTİRDİM

Birincisi en büyük ortak diyor. Yüzde 30 ortağıydım. Bunun bütün delilleri belgelerde var. Biirşey sormak istiyorum. Vatan gazetesi’nde

Ben yurtdışındaydım, Vatan Gazetesi’nin Ankara temsilcisi bana ulaştı, böyle bir olayı olduğunu sordu. Bende hemen MENAS A.Ş’ye telefon ettim, noter tasdikli Ankara temsilciliğine gönderilmesini rica ettim. Acaba doğru mu değil mi?

Ben orada banka, havale mektuplarını gösterdim. Bazıları hisse senedi alıp satıyor. Ama ben o tarihte sattığım ile ilişkili 300 bin doların bankadaki hesaplarına geldiğini görebilirsiniz. Belge var orada. Dolayısıyla ben 01,09’da ayrıldım.

Velev ki ayrılmadım deyin. MENAS A.Ş’nin bu işlerle uğraştığını tenzih ediyorum. Ortağım bir avukat bende öyle.
MENAS’ın hikayesini de anlatayım.

İkimizde hukuk fakültesi mezunuyuz. İkimizde geçimimize çiftçilikle sağlıyoruz. Hala da öyle. Tabi ürünleri bir tüccara satıyoruz. İki arkadaş bir araya geldik.

İhracat için paketleme tesisi almamız gerekti. Menas Kooperatifi2nin bir tesisi vardı. Gittik satın aldık. 1993’te kuruldu.

Biz malları dışarıya ihraç etmeye başladık. 1999’a kadar üyeydim.

Ancak 1998’de siyasete gireceğim için kusura bakma ortak ben bu işi bırakıyorum dedim.

BEN BARON DEĞİLİM

Paketleme tesisimiz var, buna bir kiralama fiyatı koyalım, bana kirayı ödeyin bundan sonra da siz işletin dedim. Ama son ihracattan dolayı 500 bin dolar kaybım oldu. Ondan sonra da zaten kira falan alamadım.
MENAS sadece narenciye ihracatı yapar.

Ortak değilim ama velev ki ortağım. Bir şey söylerken ağanızın yere basması lazım.

Eroin yakalandı mı yakalanmadı mı? Baron baron diyor. Benim baron değilim ben Mir’im bey demektir.

Ben haram bir kuruş parayı boğazımdan geçirmedim.

Ben avukatlıktan para kazandım demedim. Benim dedemden babamdan neyse gelir.

Takip edilen bir şoför. Geliyor, yüklüyor. Kapıkule’de çekiyorlar hemen malı çıkartıyorlar.

İddianame hazırlanıyor, mahkemeye çıkıyor, tevkif ediliyor.

İfade veriyor diyor ki. Ben Irak’a yük götürmüştüm. Geri dönerken Urfa civarında birileri bana bu yükün yükleneceğini söylediler. Hollanda’ya vardığım zaman para vericeklerdi diyor. Eğer bunu söylersem seni öldürürüz dediler, diyor.

VATAN GAZETESİ'NE DAVA AÇAMADIM

Eroin çıktı mı? Kardeşim basın mesela Finlandiya’dan kağıt getiriyorsunuz. Aradılar kokain çıktı. Peki gazete patronları mıdır bunun suçluları?

Vatan Gazetesi dediğiniz doğru. Dava açamadım. Devamında, eroin tırı diyor, benim resmimi basmış.

Arkasını çeviriyorsunuz. Dengir Fırat 1999’da ayrılmıştır bir ilgisi yoktur diyor. Yapılan araştırmada bunun şoför tarafından yapıldığını söylüyor. Her cümlesinde beni ve Menas’ı aklıyor.

Allah’tan korkun. Bir haberi söylüyorsunuz. Devamını söylemekten neden çekiniyorsunuz?

Bunun aksini ispat etmediğini sürece bunun bir karalama mekanizma olduğunu ve sadece bana yönelik bir mekanizma olmadığını, partinizin genel mekanizması olduğunu iddia edeceğim.

Fırat'ın ardından sözü Kılıçdaroğlu aldı:

ŞÜPHELİ ŞOFÖRÜ NEDEN ÇALIŞTIRIYORSUNUZ

Fırat çok önemli bir şey söyledi. Şoför şüpheli dedi. Düzgün bir firma neden bu adamı çalıştırır?

Yeşil hattaki firmaların aranmadığını söyledim. MENAS’ın kırmızı hatta alınmasını ben istemedim. Ukrayna burada sahte fatura vardır dedi.

Sayın Fırat’ta dedi çift fatura kullanılıyor. Sayın Fırat çift fatura kullanıyorsa, acaba sayın Unakıtan ne düşünüyor?

Siz bunu hiç çekinmeden sesleniyorsanız bu felaket bir şey arkadaşlar

Biz siyasette ahlakı egemen kılmalıyız. Ortağı olsam ne olur dedi Fırat. Dağıtılan bir pirincin küflü olması nedeniyle bakan istifa ediyor Çin’de bir bakan.

Doğru olmazdı.

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karardan bahsetti. O harcamaların yapılmadığı anlamında bir şey yok. Harcamalar yapıldı. Örneğin uçak biletleri alınırken, CHP Genel Merkezi denilmediği için bunu Anayasa Mahkemesi kabul etmiyor.

Bu şekilde bir suçlamayı dile getiriyorsanız bu ahlaki değil.

Fırat ise sözlerini şöyle sonlandırdı:

ÖNCE PARTİLERİNİ SOYANLAR HESAP VERSİN

Ben hiç bir şey söylemeyeceğim. Her şey açık. Sadece Anadolu'da anlatılan bir fıkradan bahsetmek istiyorum

Köyde analarımız hamur yoğurup ekmek yapar. Bir hanım ekmek yapıyor, karşısında kocası oturuyor.

Hanım ekmek yaparken gaz kaçırıyor. Kocası dönüyor neden yaptın ayıp değil mi diyor.

Kocası da diyor kipeki geçen sene, bizim baltanın sapını neden kırmıştın onu söyle?

Bizim tartışmamız da böyle. Biraz önce hayali ihracatı bitirdik yine oraya döndük. Siyasete seviye getirmek istiyorsanız, belge olmadan konuşmayın.

Sizinle ilgili bir çok belge var ama hiçbir zaman açıklamadım. Bu müfteriliktir. Araştırırım belgesini bulurum. Sonra çıkarım derim siz böyle böyle yapmışsınız.

Usulsüzlük nedeniyle istifa gerekiyorsa, önce ben kendi partisini soyanların istifa etmesini isteyeceğim.

TARİHE NOT DÜŞ - YORUM ALANI (Yorum yazmak için Üye olmaya Gerek Yok! Mail adresiniz paylaşılmayacak.)
Ekrem , 25.09.2015 tarihinde demiş ki;
ya bunları anlatmayın ne olduğu belli MHP chp hep bunlar satılmış türkiye için hangisi alırsa her biri faydalanacak bu türkiyenin kolu kanadı delikanlı tayip erdoğan

Merhaba


Bunlar da ilgili olabilir

İlginizi Çekebilir...

Bu Yıl Ölenler

2019 Yılı ölen ünlüler istatistikleri



Dolar: 5.7077 ,   Euro: 6.3054 ,

Sterlin: 7.1644 TL,   Döviz Kurları ->