1995 yılının Şubat ayında İstanbul'da gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Rıdvan Karakoç'un akıbeti, Türkiye'deki insan hakları ihlalleri tarihinin en trajik sayfalarından birini oluşturur. Ailesinin ve hukukçuların tüm resmi makamlara yaptığı başvurulara rağmen Karakoç'un gözaltına alındığı kabul edilmemiş, devletin ilgili kurumları konuyla ilgili sessiz kalmayı tercih etmiştir.
2 Mart 1995 tarihinde Beykoz ormanlarında darp edilmiş ve ağır işkence izleri taşıyan bir erkek cesedi bulundu. Herhangi bir kimlik tespiti yapılmadan Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı'na defnedilmek üzere olan bu bedenin, yapılan ısrarlı takipler sonucunda Rıdvan Karakoç'a ait olduğu ailesi tarafından teşhis edildi. Karakoç'un cansız bedenine ulaşılması, gözaltında kayıplar gerçeğini somut bir şekilde kanıtlayarak kamuoyunda büyük bir infial yarattı.
Bu olay, aynı dönemde benzer şekilde katledilen Hasan Ocak davası ile birleşerek Türkiye'nin en uzun soluklu sivil itaatsizlik eylemi olan 'Cumartesi Anneleri' hareketinin başlamasına öncülük etti. Rıdvan Karakoç vakası, hem ulusal hem de uluslararası hukuk platformlarında Türkiye'deki cezasızlık politikası ve zorla kaybedilmelere karşı yürütülen mücadelenin simge isimlerinden biri haline geldi.
TB Arşiv Kaydı #42790
22
Mayis
1995
31 Yıl Önce
Rıdvan Karakoç'un Cansız Bedeninin Bulunması
Gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç'un işkence görmüş cansız bedeni, Beykoz ormanlarında kimsesizler mezarlığına defnedilmek üzereyken ailesi ve avukatları tarafından teşhis edilerek bulundu.
73.5B
HİCRİ: 22 Zilhicce 1415
RUMİ:19 Şubat 1442
Gözaltında kaybedilen Rıdvan Karakoç'un işkence görmüş cansız bedeni, Beykoz ormanlarında kimsesizler mezarlığına defnedilmek üzereyken ailesi ve avukatları tarafından teşhis edilerek bulundu.
Yorumlar
Yorumlar 0
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız .
Tarih Navigasyonu
Bu tarihi (22 Mayis) farklı açılardan keşfedin:
Şu an sessizlik hakim...