Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında devlet otoritesini korumak ve laiklik ilkesini pekiştirmek amacıyla hukuk sisteminde köklü düzenlemeler yapılmıştır. Özellikle 1925 yılında patlak veren Şeyh Said İsyanı, dinin siyasi emellere alet edilmesinin toplumsal huzur ve devlet güvenliği üzerindeki tehdidini somut bir şekilde ortaya koymuştur. Bu gelişmeler, mevcut yasaların günün şartlarına göre sertleştirilmesini zorunlu kılmıştır.
25 Şubat 1925 tarihinde Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nda yapılan kritik değişiklikle, dinin veya mukaddesatın siyasi amaçlarla kullanılması resmen vatan hıyaneti suçu kapsamına alınmıştır. Yeni düzenleme uyarınca; dini kullanarak halkı devlet aleyhine kışkırtanlar, bu amaçla cemiyet kuranlar veya yayın yapanlar en ağır hukuki yaptırımlarla karşı karşıya bırakılmıştır. Bu hamle, din istismarını hukuki bir suç olarak tanımlayarak genç Cumhuriyet'in laik yapısını koruma altına almayı hedeflemiştir.
Bu kanun değişikliği, Türkiye'de din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması sürecinde hukuki bir dönüm noktası teşkil eder. Din duygularının istismar edilerek rejime karşı bir silah olarak kullanılmasının önüne geçilmiş ve modern hukuk devleti anlayışının yerleşmesi için gerekli zemin tahkim edilmiştir. Düzenleme, Cumhuriyet devrimlerinin güvenliğini sağlama yolunda atılmış en stratejik adımlardan biri olarak tarihe geçmiştir.
TB Arşiv Kaydı #13820
25
Subat
1925
101 Yıl Önce
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nda Din İstismarının Yasaklanması
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nda yapılan değişiklikle dinin siyasete alet edilmesi vatan hainliği kapsamına alınarak bu tür faaliyetler ağır cezai yaptırımlara bağlandı.
13.0B
HİCRİ: 1 Şaban 1343
RUMİ:1 Şubat 1442
Hıyanet-i Vataniye Kanunu'nda yapılan değişiklikle dinin siyasete alet edilmesi vatan hainliği kapsamına alınarak bu tür faaliyetler ağır cezai yaptırımlara bağlandı.
Yorumlar
Yorumlar 0
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız .
Tarih Navigasyonu
Bu tarihi (25 Subat) farklı açılardan keşfedin:
Şu an sessizlik hakim...