3 Kasım 1996 tarihinde gerçekleşen Susurluk kazası, Türkiye'de siyaset, emniyet ve mafya arasındaki karanlık ilişkileri gün yüzüne çıkararak ülke tarihinde büyük bir skandala yol açtı. Kazada bir emniyet müdürü, bir milletvekili ve kırmızı bültenle aranan bir firarinin aynı araçta bulunması, kamuoyunda 'derin devlet' tartışmalarını alevlendirdi.
Bu gerilimli atmosferde, dönemin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tansu Çiller, partisinin Meclis grup toplantısında tarihe geçen o ünlü konuşmasını yaptı. Çiller, devletin bekası için görev yapan herkesi kapsayan bir ifade kullanarak, hukuk dışına çıkan yapıları dolaylı yoldan savunduğu gerekçesiyle hem muhalefet hem de sivil toplum kuruluşları tarafından yoğun bir şekilde eleştirildi.
Bu açıklama, Türkiye siyasi tarihinde devletin yasa dışı yöntemlere başvuran unsurları sahiplenmesinin en somut örneklerinden biri olarak kabul edilir. Çiller'in bu sözleri, Susurluk skandalının tam anlamıyla aydınlatılamaması ve 'devlet sırrı' kavramının arkasına sığınılması sürecinde kilit bir rol oynamış, yıllarca sürecek olan hukuk ve demokrasi tartışmalarının merkezinde yer almıştır.
TB Arşiv Kaydı #88670
26
Kasim
1996
30 Yıl Önce
Tansu Çiller'in 'Kurşun Atan da Yiyen de Şereflidir' Açıklaması
Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller, Susurluk kazası sonrası yaptığı açıklamada devlet adına yasa dışı faaliyetlerde bulunanları savunarak 'Devlet uğruna kurşun atan da, kurşun yiyen de şereflidir' dedi.
41.0B
HİCRİ: 15 Recep 1417
RUMİ:11 Mart 1442
Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller, Susurluk kazası sonrası yaptığı açıklamada devlet adına yasa dışı faaliyetlerde bulunanları savunarak 'Devlet uğruna kurşun atan da, kurşun yiyen de şereflidir' dedi.
Yorumlar
Yorumlar 0
Yorum yapmak için giriş yapmalısınız .
Tarih Navigasyonu
Bu tarihi (26 Kasim) farklı açılardan keşfedin:
Şu an sessizlik hakim...